| |||||||||||
| |||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLARElma Dergisi |
BİR DENİZCİNİN İSYANI
20 Şubat 2009, 14:22 Ben 1962 senesinde, Akdeniz’in incisi, Antalya’nın mavi gözü, Likya antik beldesi Kalkan’da Dünyaya gözlerimi açtım.Ne kadar güzeldi çocukluğumun Kalkan’ı, iyot kokardı deniz kıyısı, Sokaklarını süslerdi Arnavut taşları, eski Rum evleriyle rengarenkti. Denize girdiğimiz Yerlerde, çakıl taşlarını sayardık, pırıl pırıldı deniz. Sahilinde saklambaç denilen KOMİN oynardık maki çalılıklarında, nahiye ve gümrük binasında, susayınca koşardık sahildeki buz gibi akan pınarın suyuna, kana kana içerdik. Akşam oluncaya dek, sonrasında bakraçları doldurup evimize su götürürdük. Şimdilerde Elektrikler kesiliyor, sular 10 gün akmıyor. İnsanlarımız mağdur durumda Fakirlik, yoksulluk vardı ama, başımız dikti. Akraba ve dostlarımızla kendi yağımızla kavrulduk. Nice bayramlar yaşadık mutluluklar içinde. Hiç anlamadan 47 yılı geride bıraktık, geldik bu günlere. Kalkan’dan 7 yıldır uzak kaldım.Son günlerde sık sık gelip gidiyorum. Her gelişimde yabancı kaldığımı daha fazla hissediyorum.Güzel kalkan’ın güzel insanları beni unutmuş. Beni Tanıyanların sayısı, iki elin parmakları kadar. Çevreme bakıyorum, gözünü hırs bürümüş İnsanlar topluluğu, diğer tarafta yoksulluktan geleceğinin karanlıklar içinde olduğunu bilen, Temizlik işçisi, şöför, bekçi, bahçıvan, garson, komi çırpınmakta. Çok üzgünüm Uyan sevgili kalkanlılar, kırın kabuğunuzu birileri birilerine dur demenin zamanı geldi Ben denizi çok sevdiğim için, ekmeğimi denizden çıkarmaya çok küçük yaşta balıkçılık yaparak başladım. Ne zaman denizden kalkan’a dönsem, gördüğüm manzara tüyler ürpertici, Bazen kendime soruyorum, Kalkan’da yaşayan insanlar, Kalkan’a hiç denizden bakmıyorlar mı? Hayretler içindeyim. İnanın dostlarım bazen içimden bugünkü Kalkan’ı yıkıp çocukluğumun Kalkan’ına nasıl dönüştürebileceğimiz geçiyor da… Sihirbaz olmak gerek herhalde. Gece yastığıma başımı koyduğum zaman, gözlerim doluyor. Kalkan’ın limanında karaya çıktığımda, mahalle ve sokaklarında ne kaldı diye merakla bakıyorum. Yerel yönetiminlerin desteklediği, inşaatçıların ve emlakcıların yaptırdığı çarpık ve düzensiz binaların adım başı İngilizler’e ev iş yeri satmak için ‘‘EMLAKÇILAR’’ dan geçilmiyor. Planlama denen bir şey yok. Yıllarca yönetimlerin tek yaptığı şey yakınlarına menfaat sağlamak ve seçim öncesi oy toplamak için döşediği karo taşlar. O işi de yüzüne gözüne bulaştırdığı, yağan kuvvetli bir yağmurdan sonra görülüyor. Yeşili sevmeyen başkanlar üç kuruşluk menfaat uğruna korkunç bir şekilde betonlaşma ile eser bıraktıklarının zannediyorlar. Benim kalkan’ım nereye gidiyor, kimlerin elini kaldık? Eşek ölür semer bırakır, insan ölür eser bırakır. Sevgili kalkanlılar yaklaşan yerel seçimlerde, lütfen çevremize ve geleceğimize bakalım. Mantıklı ve akıllı olalım. Yaşadığımız yer deniziyle, güneşiyle antik bir cennet. Çocuklarımıza öyle bir miras bırakalım ki, bizleri şuçlamasınlar. Her zaman sevgi ile yad etsinler. Bizler kalkan’ı, atalarımızdan miras değil çocuklarımızdan ödünç aldık. Gecenin çok geç saatlerinde yazdığım bu yazı ile bazı duyarlı insanları harekete geçireceğimi umarım. Seneleri boşa geciren ‘‘Kalkan’ımızın Geleceği’’ inşallah karanlığa dönüşmez. Ben kalkan’ı ve o güzel insanlarını çok seviyorum. O insanlar ki her güzelliğe layıktır. SEVGİ VE SAYGILARIMLA. MEHMET YİĞİT ‘‘KAPTAN YAĞLI’’ Bu haber 1693 defa okunmuştur.
|
GOOGLE TRANSLATEGALERİ |
|||||||||
|
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||